KKTC Cumhurbaşkanı Tatar: Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile diyalog devam edecek

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) lideri Nikos Hristodulidis, Çarşamba günü Birleşmiş Milletler (BM) ev sahipliğinde ara bölgede yeniden bir araya geldi.
KKTC Cumhurbaşkanı Tatar toplantının ardından yaptığı açıklamada, "olumlu bir ortamda verimli bir toplantı" gerçekleştirdiklerini belirtti.
Her iki tarafın da kendi pozisyonlarını dile getirdiğini söyleyen Tatar, taraflar arasında diyaloğun devam edeceğini belirtti. 24 Nisan'dan önce yeni bir toplantı yapılacağını duyurdu.
Tatar, taraflar arasında diyaloğun devam edeceğini s toplantıda güven arttırıcı önlemler, geçiş noktaları ve barikatlar konularının ele alındığını söyledi ancak daha fazla ayrıntı vermedi.
Alınan kararlar, iki liderin geçen ay Cenevre'de BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile yaptıkları ve yaklaşık sekiz yıldır ara verilen barış sürecini yeniden başlatmayı amaçlayan toplantıda uygulamaya karar verdikleri tedbirleri yansıtıyor.
Guterres, resmi barış görüşmelerinin yeniden başlatılmasıyla görevli bir elçi atayacağını söyledi.
"Söz verdiklerimizi uygulamaya başladık" diyen GKRY lideri Hristodulidis, güven artırıcı önlemlere ilişkin altı konunun dördünde ilerleme kaydedildiğini belirtti.
Toplantıdaki görüş ayrılıklarının enerji konusunda olduğu belirtildi.
Arka plan
Türkiye'de "Kıbrıs Barış Harekâtı," Yunanistan'da "Kıbrıs Türk İstilası" olarak bilinen ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nin "Atilla Harekâtı" koduyla düzenlediği askeri operasyon, 20 Temmuz 1974'te, o dönemki CHP - Milli Selamet Partisi (MSP) koalisyonunun kurduğu 37'nci hükümette Başbakan olarak görev yapan Bülent Ecevit'in emriyle gerçekleşti.
Birleşmiş Milletler (BM) ve Avrupa Konseyi'nin (Council of Europe - CoE) "işgal" olarak tanımladığı harekâta gerekçe olarak Ankara, İngiltere, Türkiye ve Yunanistan'ın taraf olduğu Zürih ve Londra Antlaşmasını gösteriyordu.
"Garanti Antlaşması" olarak da bilinen metinde, Rum ve Türk toplumlarının birbirlerine baskı kuramayacağı, bu gibi durumlarda garantör devletlerin engellemede bulunabileceği belirtiliyor.
15 Temmuz 1974'te, Yunanistan'ın desteğiyle yapılan Kıbrıs Darbesi'nden hemen sonra harekâtın ilk ayağı, 14 Ağustos'ta da ikinci ayağı düzenlendi. Silahlar sustuğunda Lefkoşa'nın kuzeyi dahil adanın yüzde 37'si Türklerin kontrolündeydi.
Harekat sona erdiğinde Türk tarafının kaybı 3.841, Rum ve Yunan tarafınınki de 16.000 dolaylarındaydı. Bu süreçte 270 sivilin öldüğü, 803'ünün kaybolduğu ve 1.000'in üzerinde insanın yaralandığı biliniyor.
Türk ve Rum toplumları arasındaki gerginliğin bir sonucu olan Kıbrıs Harekatı nedeniyle 140.000 ila 200.000 Rum, 42.000 ila 65.000 Türk zorunlu olarak adada yer değiştirdi.
Tarafların olası bir çözüme en yakın oldukları an, eski Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'ın hazırladığı ve adını verdiği plandı.
2004 yılında müzakereye sunulan Annan Planı, adada iki toplumlu, iki bölgeli bir federasyon kurulmasını öngörüyordu.
Plana göre ada, iki kurucu devletten oluşan bir "Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti" adı altında federatif bir yapıya kavuşacak, Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum tarafları kendi bölgelerinde geniş özerkliklere sahip olacak, merkezi hükümet, federal düzeyde sınırlı yetkilerle donatılacaktı.
Yine Kıbrıs Türk tarafı, kontrol ettiği toprakların bir kısmını Kıbrıs Rum tarafına devredecekti. Bu düzenlemelerle birlikte Türk tarafının kontrol ettiği alan, Ada'nın yüzde 36’sından yüzde 29.2’sine düşecekti. Bu sayede Rum göçmenlerin bazı bölgelere dönmesinin önü açılacaktı.
Ancak plan, Kıbrıslı Rumlar tarafından referandumda reddedildiği için hayata geçirilemedi.
Yesterday