Karayipler’e askeri yığınak: ABD’nin Venezuela hedefi ne?

ABD ile Venezuela arasında tansiyon yükseliyor. Güney Karayipler ve çevresindeki sularda büyük bir Amerikan donanma yığınağı dikkat çekiyor. Washington yönetimi bu hamlenin, Latin Amerika’daki 'uyuşturucu kartellerinden gelen tehditlere' karşı olduğunu savunuyor.
ABD Başkanı Donald Trump, uyuşturucu kartellerine karşı mücadeleyi yönetiminin temel hedeflerinden biri ilan etmişti. Bu adım aynı zamanda göçü sınırlama ve güney sınırını güvence altına alma politikasının da parçası olarak değerlendiriliyor.
ABD Sahil Güvenliği ve Donanması bölgede düzenli olarak faaliyet gösterse de, son yığınağın olağan konuşlandırmalardan çok daha büyük olduğu belirtiliyor. Reuters’a konuşan bir ABD’li yetkiliye göre, bölgede halihazırda yedi savaş gemisi ve bir nükleer enerjili saldırı denizaltısı bulunuyor ya da önümüzdeki günlerde konuşlandırılacak.
Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro bu gelişmeyi sert sözlerle kınadı. Pentagon, operasyonun tam hedefini açıklamazken, Trump yönetimi ordunun uyuşturucu kartelleri ve suç örgütlerine karşı kullanılabileceğini söylemişti.
BM’ye şikâyet
Venezuela, ABD’nin donanma yığınağını Birleşmiş Milletler’e taşıdı. Venezuela’nın BM Büyükelçisi Samuel Moncada, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’le görüşmesinin ardından, “Bu, askeri müdahaleyi haklı göstermek için düzenlenmiş dev bir propaganda operasyonudur. Venezuela bağımsız ve egemen bir ülkedir, kimseye tehdit oluşturmaz,” dedi.
Beyaz Saray ise Trump’ın 'ülkeye uyuşturucu girişini durdurmak için Amerikan gücünün tüm unsurlarını kullanmaya hazır' olduğunu açıkladı. Sözcü Karoline Leavitt, bölgedeki birçok Karayip ülkesinin bu operasyonlara destek verdiğini söyledi.
Trump yönetimi, şubat ayında Meksika merkezli Sinaloa Karteli ile Venezuela’da faaliyet gösteren Tren de Aragua dahil bazı suç örgütlerini 'küresel terör örgütü' ilan etmişti.
Savaş gemileri ve askeri hareketlilik
Yığınağın bir parçası olarak USS San Antonio, USS Iwo Jima ve USS Fort Lauderdale gemilerinin bölgede bulunduğu, toplamda 4.500 asker, aralarında 2.200 deniz piyadesinin de olduğu bir kuvvet taşıdığı bildirildi. Ayrıca ABD ordusu istihbarat toplamak için P-8 tipi casus uçaklarını bölgeye yönlendirdi.
Maduro ise “Diplomasimiz top mermilerinin, tehditlerin diplomasisi değil. Dünya artık 100 yıl önceki dünya değil,” diyerek Washington’u eleştirdi. Geçen hafta kendi ordusunu da harekete geçiren Maduro yönetimi, Kolombiya sınırındaki eyaletlere 15 bin asker gönderileceğini açıklamıştı. Ayrıca her cuma ve cumartesi sivil savunma birliklerine tatbikat çağrısı yaptı.
Maduro hükümeti, sık sık ABD istihbarat birimleriyle iş birliği yaptığını öne sürdüğü muhalefeti suçlarken, yaptırımları 'ekonomik savaş' olarak nitelendiriyor.
ABD’nin Venezuela politikası
Venezuela uzun yıllardır ABD dış politikasının hedefinde. Hugo Chavez döneminden itibaren petrol rezervleriyle öne çıkan ülke, Washington’un Latin Amerika’daki etkisine meydan okuyan başlıca aktörlerden biri oldu. Chavez’in 1999’da iktidara gelmesiyle birlikte 'Bolivarcı sosyalizm' adı verilen model, yoksul kesimlerin sosyal yardımlarla desteklenmesini, enerji kaynaklarının devlet kontrolüne alınmasını ve ABD karşıtı söylemi içeriyordu. Bu çizgi, Nicolas Maduro döneminde de devam etti.
ABD ise Venezuela’yı 'bölgesel istikrarsızlık kaynağı' ve 'otoriter rejim' olarak nitelendiriyor. 2019’da Washington, muhalefet lideri Juan Guaido’yu meşru lider olarak tanımış, Maduro’yu devirmek için hem diplomatik baskı hem de ağır ekonomik yaptırımlar uygulamıştı. Bu yaptırımlar özellikle petrol gelirlerini hedef alarak Venezuela ekonomisini derinden sarstı.
Bugünkü askeri yığınak da bu uzun süredir devam eden baskı politikalarının yeni bir boyutu olarak görülüyor. ABD yönetimi operasyonları 'uyuşturucu kartelleriyle mücadele' gerekçesiyle açıklasa da, Venezuela tarafı bu söylemin askeri müdahaleye zemin hazırladığını düşünüyor. Sosyalist çevreler, Washington’un asıl hedefinin Latin Amerika’daki sol hükümetleri zayıflatmak ve enerji kaynakları üzerindeki kontrolü yeniden sağlamak olduğunu savunuyor.
Buna karşın ABD, operasyonların sadece güvenlik amaçlı olduğunu, uyuşturucu rotalarını kesmeye ve bölgesel göç baskısını azaltmaya dönük olduğunu ileri sürüyor. Tartışmanın merkezinde ise şu soru var: Washington’un adımı gerçekten organize suçla mücadele mi, yoksa Venezuela’nın iç işlerine müdahale mi?
Today