AB'de 'Dublin' krizi: İsveç göçmenleri İtalya'ya iade etmek istiyor, Fransa ve İspanya karşı çıkıyor
Giderek daha fazla Avrupa hükümeti, "Dublin transferi" kapsamındaki kişileri İtalya'ya nakletme niyetinde olduğunu veya bunu halihazırda gerçekleştirdiğini açıklıyor.
Almanya, İsviçre, Avusturya ve Finlandiya'nın ardından İsveç de İtalyan haber ajansı ANSA'ya, 12 Haziran'da yürürlüğe giren yeni AB Sığınma ve Göç Paktı'nda "belirtilen kuralları uygulamak" niyetinde olduğunu ve İtalya dahil "tüm üye devletlerin yükümlülüklerini yerine getirmesini" beklediğini doğruladı.
Göçmenler için Avrupa'ya ilk giriş noktası konumundaki diğer iki kritik ülke olan İspanya ve Fransa ise aksi bir tutum sergileyerek, göçmenleri ilk giriş yaptıkları ülkeye geri gönderme fikrinden uzak duruyor.
Ancak Ceuta'daki göç krizi nedeniyle uygulamaya konulan ve 31 Ağustos'a kadar yürürlükte kalacak olan Schengen'in askıya alınması konusu Madrid ile henüz çözüme kavuşturulabilmiş değil.
Dublin transferi kapsamındakiler kimler ve kaç kişiler?
Dublin transferi kapsamındakiler, sığınma talebinde bulunmak üzere Avrupa'ya gelen ve hem Dublin Tüzüğü hem de yeni AB Göç Paktı uyarınca sığınma başvurularını giriş yaptıkları ilk ülkede yapmakla yükümlü olan kişilerden oluşuyor.
Eurostat verilerine göre 2023'ten 2025'e kadar Roma'ya 109 bin 427 transfer talebi ulaştı.
2025 verileri örnek alındığında İtalya, Eurostat'a göre 24 binin üzerindeki başvuruyla Dublin transferi kapsamında açık ara en fazla talep alan ülke konumunda.
Bunların en büyük payını oluşturan 14 bini Almanya ve Fransa kaynaklı olup, İçişleri Bakanı Piantedosi'nin 2025 sonunda Avrupa Birliği Adalet ve İçişleri Konseyi ile imzaladığı anlaşma sayesinde iptal edilecek.
Ancak 10 bin talep daha beklemede kalmaya devam ediyor ve bu taleplerin ana kaynağı tam da seslerini yükselten ülkelerden oluşuyor: İsviçre (3 bin 612 talep), Avusturya (644), Finlandiya (520), Belçika (bin 531) ve İsveç başta olmak üzere diğer ülkelere dağılmış birkaç yüz talep daha.
Özellikle Avusturya, LaPresse'e yaptığı açıklamada, Pakt'ın yürürlüğe girmesinden bu yana Dublin transferi kapsamındaki dört kişiyi İtalya'ya iade ettiğini belirtti.
İtalya Dublin transferlerini nasıl engelliyor?
İtalya, AB üyesi bir devletin sığınmacılar için insan onuruna yakışır karşılama koşullarını garanti edebileceğinden hareketle Roma'nın Dublin yükümlülüklerinden kaçınamayacağını belirten 2024 tarihli aksi yöndeki yargı kararına rağmen, 2022'nin sonunda transferleri tek taraflı olarak durdurmuştu.
Komisyon, yeni AB Sığınma ve Göç Paktı'na ilişkin ilk değerlendirmesinde İtalya'nın transferleri hala reddettiğini kaydediyor: 12 Haziran ile 7 Temmuz arasında İtalya'nın 12 talebi reddettiği bildiriliyor.
Nitekim metinde, İtalya durumuna özel olarak "alıcı bir üye devletin transferi reddedemeyeceği ve (...) transfer için alternatif bir tarih önermesi gerektiği" ifade ediliyor.
Sığınma başvurularının yapılması ve incelenmesi için süre sınırları
Yeni Pakt öncesindeki Dublin Tüzüğü uyarınca, ilk varış ülkesine transfer 12 ay içinde gerçekleşmediği takdirde sığınmacı bu yükümlülükten kurtuluyor ve fiilen bulunduğu ülkede başvuru yapabiliyordu.
Ancak yeni Avrupa Göç Paktı'nın, ilk varış ülkesinin sığınma başvurusuna ilişkin sorumluluğunu 20 aya çıkardığını belirtmek gerekir.
Ayrıca yürürlüğe girmesinden itibaren sığınmacıların büyük çoğunluğunun başvurularının sonucunu 12 hafta içinde öğrenmesi gerekiyor.
Ancak yeni Pakt'ın yürürlüğe girmesinin üzerinden henüz üç aydan kısa bir süre geçti ve Piantedosi'nin geçen hafta Schengen Komitesi'ne açıkladığı üzere, net bir bilanço çıkarmak için henüz çok erken.
Yine de İtalya gibi bir ülkenin, sığınma talebi reddedilen güvenli ülkelerden gelmiş göçmenleri sadece 3 ay içinde sınır dışı edip edemeyeceğini sormak makul. İlk kısmi yanıt, AB Komisyonu'nun Ekim ortasında yapılması planlanan bir sonraki izleme çalışmasıyla alınacak.
Fransa ve İspanya neden karşı?
Göç konusundaki mevcut durum göz önüne alındığında, özellikle İspanya ile Schengen'i askıya alma adımı ve Meloni'nin düzensiz göçle mücadelede yeni Pakt'ın gerektirdiği dayanışmayla tamamen çelişen tutumunun ardından birçok Avrupa ülkesinin İtalya'ya karşı sesini yükseltmeye başlaması anlaşılabilir bir durum.
İskandinav ülkelerinin aksine Fransa, en azından Roma ile "bu işbirliği ve yakınlaşma evresi" devam ettiği sürece göçmenleri İtalya'ya geri gönderen "ülkelere katılmama" kararı aldı. Paris'teki bilgili kaynakların ANSA'ya aktardığına göre iki ülke, "Tunus ve Libya'dan çıkış yapan göç akınlarını azaltmak için birlikte çalışma arzusunu paylaşıyor."
İspanya İçişleri Bakanlığı kaynakları da ANSA'ya yaptığı açıklamada, İspanya hükümetinin "münferit ikili sınır dışı etmelere veya kısıtlamalara başvurmak yerine" söz konusu Dublin transferleri konusunun Avrupa Göç ve Sığınma Paktı ile AB'nin son mevzuatında öngörülen Avrupa dayanışma mekanizmaları aracılığıyla ele alınmasından "yana" olduğunu ifade etti.
İtalya'da Dublin krizine yönelik siyasi tepkiler
Olay, Ceuta krizi ve İspanya ile yaşanan Schengen geriliminin ardından zaten patlak vermiş olan İtalya iç siyasetindeki tartışmaları kaçınılmaz olarak körüklüyor. Elly Schlein bu durumu "Giorgia Meloni'nin propaganda hamlesinin muazzam bir bumeranga dönüşmesi" olarak değerlendiriyor.
Ana muhalefet partisinin lideri, "Kör ideolojisi nedeniyle, ulusal çıkarlar doğrultusunda Brüksel'de verilmesi gereken en önemli mücadeleyi, yani kabul de dahil olmak üzere Avrupa dayanışması mücadelesini hiçbir zaman yürütmedi," dedi.
Giuseppe Conte ise Başbakan'ın bu "başyapıtı" hakkında alaycı bir dille sosyal medyada şu ifadeleri kullandı: "Geri göndermeler işe yarıyor, ama bizim aleyhimize."
Avrupa Parlamentosu'ndaki İtalya'nın Kardeşleri heyeti başkanı Carlo Fidanza ise, "Ceuta olayları nedeniyle Schengen'in askıya alınması ile bazı Avrupa ülkelerinin Dublin transferlerini yeniden başlatmaya yönelik meşru tercihi arasında hiçbir bağlantı yoktur," açıklamasında bulunarak, konunun "Ağustos 2025 ile 11 Haziran 2026 arasında sadece küçük sayıdaki vakayı ilgilendirdiğini" ve "12 Haziran'dan sonra giriş yapanlar için olası transfer sayısının keskin bir şekilde düşeceğini" savundu.
Today