STK'lardan AB'ye Orta Asya zirvesinde 'insan haklarını merkeze koy' çağrısı

Avrupa Birliği, Orta Asya liderleriyle ilk zirvesini gerçekleştirirken, insan haklarını ön plana alması yönünde çağrılarla karşı karşıya.
AB Konseyi Başkanı Antonio Costa ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, cuma günü Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Türkmenistan ve Özbekistan liderleriyle bir araya gelecek.
Zirveye, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev ev sahipliği yapıyor. Görüşmelerin yapılacağı, Asya ile Batı’yı birbirine bağlayan İpek Yolu üzerindeki Semerkant, bölgenin hızlı kalkınmasının da bir sembolü haline geldi.
Zirvede ticaret, terörle mücadele, iklim ve enerji ilişkileri masaya yatırılacak. AB ile eski Sovyetler Birliği ülkeleri olan Orta Asya cumhuriyetleri arasındaki ilişkiler, Rusya’nın Şubat 2022’de Ukrayna’ya başlattığı topyekûn işgalin ardından hız kazandı. Taraflar, AB ile Orta Asya arasındaki kara yolculuğunu yarı yarıya azaltarak 15 güne indirmeyi hedefleyen Trans-Hazar Ulaştırma Koridoru projesiyle ulaşım altyapısını geliştirme sözü verdi. Brüksel ayrıca, yeşil dönüşüm için hayati önem taşıyan ve bölgede bol miktarda bulunan kritik ham maddelerle ilgili bir metnin onaylanmasını da bekliyor.
Bir AB yetkilisi bu zirveyi 'tarihi' olarak nitelendirdi ve Orta Asya ülkelerinin AB ile ilişkileri derinleştirme ve dış politikalarını çeşitlendirme yönünde güçlü bir istek gösterdiğini söyledi.
Zirve öncesinde en karmaşık mesele, Orta Asya ülkeleri açısından, nihai bildiride Rusya’nın Ukrayna işgaline nasıl değinileceğiydi. Bir zamanlar Moskova’ya en yakın müttefiklerden biri olan Kazakistan, Ukrayna’ya insani yardım gönderdi, Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy ile temas kurdu ve Rus askeri propagandasına ait sembolleri yasakladı. Ancak Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Özbekistan’la birlikte, BM Genel Kurulu’nda Ukrayna’daki savaşın barışçıl çözümünü isteyen karar tasarısında çekimser kaldı.
Avrupa Parlamentosu, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan’ın, Rusya’nın Batı yaptırımlarını aşmak için kullanabileceği 'potansiyel merkezler' olabileceği yönünde endişelerini dile getirdi.
İnsan hakları ihlalleri
Jeopolitik dengelerin değiştiği ve maden kaynakları için yarışın kızıştığı bir ortamda, insan hakları savunucuları AB'ye bu konuda gözünü kapamaması yönünde çağrıda bulunuyor.
İnsan Hakları İzleme Örgütü'nden (HRW) Iskra Kirova, “Bu yeni ortaklıklar çok önemli ancak AB, bölgede hukuk devleti ve hakların korunmasına önem vermezse, bu ilişkiler sürdürülebilir olmaz ve AB’nin çıkarlarını da güvence altına alamaz,” dedi.
Kirova, AB’nin elindeki etki gücünü yeterince etkili kullanmadığını savunarak, geçen sene haziranda birliğin Kırgızistan’la geniş kapsamlı bir ticaret ve işbirliği anlaşması imzalamasını eleştirdi. O sırada Bişkek yönetimi, yurt dışından fon alan STK’lara 'yabancı temsilci' etiketi taşıma zorunluluğu getiren, Rusya tarzı bir yasayı kabul etmişti. Kirova, bu yasanın sivil toplumu damgaladığını ve 'soğutucu etki' yarattığını belirtti.
Kirova, “AB, bu tür ticari ayrıcalıklar ya da ikili anlaşmaları tanımadan önce somut ilerlemeler kaydedilmesini şart koşmuyor,” dedi.
Bir AB yetkilisi, AB’nin müdahalesiyle, Kırgızistan’daki yasa taslağında yer alan cezai yaptırımların çıkarıldığını ve bunun Rusya ve Belarus’taki benzer yasalardan 'önemli bir fark' olduğunu savundu. Başka bir yetkili ise “Biz oraya ders vermeye gitmiyoruz. Ama ne kadar çok diyalog kurar, ne kadar çok etkileşim sağlarsak, bizi endişelendiren konularda o kadar çok değişim yaratabileceğimize inanıyoruz,” dedi.
Uluslararası Af Örgütü’nden Maisy Weicherding, AB’nin örnek olması gerektiğini ve altyapı projelerinde 'insan haklarına yönelik etki değerlendirmesi' gibi mekanizmaların zorunlu tutulmasını savundu. Weicherding, çevresel ve iklim etkilerinin değerlendirilmesi, yerel halkla istişare edilmesi ve zorla yerinden etmenin önlenmesini de bu kapsamda sıraladı.
Bunun özellikle Özbekistan’da çok kritik olduğunu söyleyen Weicherding, BM özel raportörünün 2024’te yayımladığı raporda, büyük ölçekli yeniden yapılandırma projeleri için çok sayıda insanın evlerinden zorla çıkarıldığını tespit ettiğini hatırlattı.
''AB bu ülkelere gidip baskıcı uygulamalara onay vermemeli, insan hakları prosedürlerinin uygulanmasını şart koşmalı,'' dedi.
Zirvenin ev sahibi Mirziyoyev, 2016’da Batılı eleştirmenler tarafından 'diktatör' olarak nitelendirilen İslam Kerimov’un ölümünden sonra Özbekistan Cumhurbaşkanı olmuştu. Mirziyoyev, pamuk tarlalarındaki zorla çalıştırmayı sona erdirmek gibi bazı reformlar gerçekleştirse de hak örgütleri ülkede muhalefetin barınmadığını, son anayasa referandumunda olduğu gibi seçimlerin sıkı şekilde kontrol altında yapıldığını söylüyor. Bu referandum, Mirziyoyev’in 2040’a kadar görevde kalmasına imkan tanıyor.
Avrupa Parlamentosu’nun Orta Asya heyeti başkan yardımcısı Jana Toom ise, Orta Asya ülkelerinin Rusya’ya yönelik AB yaptırımlarının delinmesini önleme konusunda yeterli adım atmadığını söyledi ancak bu konuda herhangi bir taahhütlerinin de olmadığını belirtti.
AB’nin ekonomik çıkarlarla insan hakları arasında doğru dengeyi kurup kuramadığı sorulduğunda, Estonyalı liberal vekil Toom şöyle yanıt verdi: “AB ile Orta Asya arasında faydalı bir işbirliği kurulursa, zamanla her şeyin daha iyiye gideceğine inanıyorum. Elbette bu zaman alacak. Üstelik onların konumunu da göz önünde bulundurmalıyız: Rusya ve Çin arasında sıkışmış durumdalar ve denge kurmaya çalışıyorlar.”
Today